Kayıtlar

Mayıs, 2021 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Öne Çıkan Yayın

Teknoloji Vadisi II

 Her şey 3 Aralık 2021 Dünya Engelliler Günü ile başladı ve bir etkinliğe katıldım, etkinlikte Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız Mansur YAVAŞ vardı, tabi ki içimden geçenler ile yazılarımın bulunduğu bir dosya ve kitabımı alıp yanına gittim. Çok güzel bir şekilde yazılarımı ve kitabımı aldı, dosyamdaki yazılar için "Yarın okuyacağım." dedi ve heyecanım kat ve kat arttı. Günlerden bugün 6 Aralık 2021 telefonum çaldı ve Ankara Büyükşehir Belediyesi Bilgi İşlem Daire Başkanlığı tarafından arandım. Bu yazılarımın incelendiğini ve geri dönüş için bana ulaşım sağladıklarının göstergesiydi, beni fazlasıyla sevindirdi ve heyecanlandırdı. Daha önce yazdığım ve dosyamda tam metni olan "Teknoloji Vadisi" başlıklı yazım hakkında bana ulaştıklarını ve görüşlerimi değerli bulduklarını ve öncesinde Teknoloji Merkezi projelerinin hayata geçtiğini ve çalışmalarının devam ettiğini, bu kapsamda 2. merkezin açılacağını bildirdiler. Bu değerli görüş alış verişi ve konuşma sonrasında

Zaman ve İnsanlık Masalı

 Zamanın birinde insanlar yaşarmış, bu insanlar zamanı fark etmeden kendilerinin istediği hayatları yaşayadurmuşlar, zaman geçmiş ve herkes bu ülkede yaşlanmış, yeni bir nesil gelmiş yerlerine ve zaman günden güne değişmiş ve artık zaman içinde yaşayan kurallar değişime uğramış, herkes birbirini düşürmeye çalışıyormuş bu dünyada sanki bir savaşın içindeymiş gibi... gel zaman git zaman kurallara uyum sağlayan ve değişmeyen bir insan yaşamış, çok onurlu ve gururlu bir kişi olan bu insan arkadaşlarını ve ailesini düşünür ve yanındakilere iyilik yapmaya, nedensizce neşelerini sağlamaya devam edermiş. Hayat değiştiğiyle kalsın yeni bir insan doğar ve büyürmüş, haliyle o dünya çizimine uyum sağlarmış, yeni insanlar yeni insanları tanımış, yeni insanlar yeniliğin çevresinde dolanmaya devam ederlermiş. Sürekli bunun bir değişim olduğunu fark etmeyen genç kendince dünyasında var olmuş, kararlar almış ve kararlarını uygulamaya çalışmış. Genç git gide yaşlandığını fark edememiş ve hayatın içinde

Yazmak Nasıl Bir Duygu?

İnsanlar yaşam boyu bir şeyler yaşamış ve yaşantılarına çeşitli derecede anlamlar katmak istemiştir. Bu görüş çerçevesinde insanlar sanatı keşfetmiş ve sanat adına eserler üretmiş ya da değişik oluşumlarda bulunmuşlardır. Yeni oluşumlara yön vermek ve yeni oluşumlarda var olmak adına çeşitli şekillerde insan hayatına armonileri ya da yazılı eserleri bırakmaya devam etmektedir. Yazmak son derece kalıcı olabilecek bir duygunun betimlenme halidir ve kalıcı şeyler bırakabilmek istiyorsak hayatta çeşitli şeyler yazmaya ve yazdıklarımızı aktarmaya ihtiyacımız olacaktır. Kalıplara sığmayan bir sesleniş öyküsünün hikayesidir yazı ve tarih boyunca şekillenecek bir oluşumu vardır. Yazıya insan hayatı boyunca ihtiyaç duymuş ve duymaya devam edecektir, yazı aslında kalıcılık sağlaması açısından sözlerin bir dışavurumunu oluşturmaktadır. M.Ö 3500 yıllarında bulunan bu çığır açacak şey insanlığın hayatına katkı sağlamış ve onların hayatlarında bir vazgeçilmez halini almıştır. Sümerler yazıyı icat et

Sonsuzluk İçinde Biz

Bizi anlamlı kılan parçalarımız olmalı hayatta, bugün bir kitabımın okunup bana beğenisini gösteren bir mesaj ile uyandım. Her gün yeni bir farklılıkla merhaba dediğimiz bir hayat var, günler içinde çok sayıda bu şekilde mesajlar ile karşılaşıyorum ve mutlu oluyorum, aslında mutlu olmamın sebebi beni bir kişinin daha okuması değil sanıyorum, bir kişinin daha hayattan anlamlar çıkartması. Bazen kendi kendime düşündüğümde bir engelli bireyin neler yapabileceği konusuna eğildiğimde kesinlikle engelli ya da engelsiz bireyin içinde olan hazineyi fark etmesi ve onu paylaşması durumuyla tanıştım, ilk şiir kitabım da bir öykü sizlerle paylaştım ve o öykü benim için sonsuz bir şekilde devam edecek bir hayat oluşundan dolayı özeldi ve hayatımın her şeklinde benim tek bir isteğim o öykünün devam etmesiydi, aradan üç yıl geçti ve üç yılda bir kitap daha yazabilme imkanına şahit oldum ve bu kitabımı da bittiğinde yayınevlerine gönderdim, şu anda değerlendirme aşamasındadır ve bu kitapta umut ediyor

Aşk Bir Ömrün Hikayesidir XXI - Umut

 Tek bir şeye inanırsın bazen, bazen tek bir umudu beklersin öyle içinden dua ederek, her yanında bir aydınlık olur ruhun ümitsizliği sarıyorken bedenine, bir gün bilirsin ya olacağını, bir şeyler değişecektir, hayal edersin hani en hakiki düşüncelerinle, için yanar ama söndürürsün nefesini, sözler biter, hani bir küçük çocuğun sevgisi kadar çıkarsız... Anlarsın şarkıların ne kadar içten yazıldığını ve sezersin her şeyin en derin halini... düşüncelerin bir yol olur sana hayal edersin, öyle sessizce oturup iç çekersin içinden, işte öyledir düşündüğüm zaman gözlerinin kıyısını, bir yanım hep yarım kaldığında geleceğin ümidini yazarsın. Kimse tamamlayamaz yarını ve oturur anlarsın... Mısra mısra, şiir şiir, şarkı şarkı dökersin heceleri, sessizlik gibidir çoğu zaman düşlediğin ses ve yarınlar. hani her gün derin bir sabaha uyanmak hiç merhaba olmadan, nasılsın demeden sözlerle, takıntı derler sana sadece gülersin söylenenlere... Artık zaman duruyor düşlerken her şeyi ve zamanın duruşunda

Hayatımızın Denklemlerini Çözmeye Hazır mıyız?

 Hayatımızda var olan ve ya olacak durumlar için ne kadar hazırlıklıyız? Kimse yarınını düşleyerek kurmuyor cümlelerini , biraz akıllıca olacak şekilde yeni tutumlar bulmamız ve yeni bilgiler edinmemiz gereklidir. Şematik olarak durumları değerlendirmemiz gerektiğinde hayatın getirisi olarak sonsuz sayıda şeyle karşılaşabileceğimiz olasıdır ama tüm sorunlarımız üzerine yaşadıklarımız üzerine gidersek iyi bir nitelik elde edemeyeceğimizi söyleyebilirim. Sorun odaklı düşünmek gerçekten mantıklı bir çözüm ancak bazı zamanlarda bunu hayatımıza uyarlayarak kendimize sıkıntılar yaşatabiliyoruz, bunu hepimiz yaşıyor ve hepimiz yarın ne olur düşüncesini sorunlar üzerinden ele alıyoruz. Unuttuğumuz bir şey var o da şu ki; Hayat hep sorunlarla boğuşulacak bir alan değil. Çözüm önerilerini sorunlar oldukça geliştirebilir insanlar ve sorunları hafife almadan onlar ile yaşamaya çalışır. Bazı zamanlar bizlerin sorunlarımıza olan tutum ve göstergeleri de bizleri hayat noktasında zorlu zamanlara sokab

Eski Zamanlar

 Hiç geçmişte yaşamayı düşündünüz mü? Geçmişte yaşayamazsın der dediğinizi duyar gibiyim ve duyuyorum. Asıl olan geçmiş değil midir, hangimiz geçmişine özlem duymaz, hangimiz özlemez şarkıları ve türküleri ile o günleri... yenilik ve yeni fikirler güzel olsa bile geçmiş benim efsanemdir ve benimle yaşayacak tek parçadır. Zaman içinde yaşlansak bile eski bir şarkı duyduğumuzda hepimiz eşlik etmiyor muyuz şarkılara? Zeki MÜREN şarkıları duyduğunuzda kaçımız şarkıyı değiştiriyoruz ya da bu kötü olmuş diyebiliyoruz? Eski büyük bir değerdir, insanlar geçmişleriyle yaşar ve olgunlaşırlar, ailemizden öyle gördük ve öyle göreceğiz, bizim gibi nesiller oldukça. Yaşamda hep yeni teknolojiler, yeni fikirler ve yeni bir seslenişe saygı duyarak bakabilmeyi öğrendim ancak mutluluk benim için eskilerde saklıdır. Eski şarkılar, eski bir plak mesela, eski bir tını, eski bir söz, eski bir müzik, bugün hala hatırlanıyorsa onun değerinin büyük olmasındandır. Hayata bırakabileceğimiz çok şey var, kimliğimi

Farklılıklarımız

 Farklar, farklılıklar bizi biz yapan en önemli oluşumlar, hepimiz farklılıklarımız ile mevcuduz bu hayat içerisinde. Düşünsenize tüm insanlar aynı olabilseydi eğer dünya ne kadar sıkıcı ve çekilmez olurdu, farklılıkları yaratan en önemli olgu aslında hayata bakış açılarıdır ve insan öğrenen bir oluşum olarak hayatında her şeyi yaşayarak öğrenir ve kurallar koyar. Bütünüyle ya da özel kendine has bir şekilde ele alır dünyayı insan, kimine göre yaşayışlardan ders çıkartmaktır zaman, kimisine göre ise anda kalmaktır. Bizler değişim gösteren olgular edinmeyi 20'li yaşlarımızda öğrendik sanıyorum. Çocukluk artık biraz olsun bitmiş ve karar alarak hayatı gözetmeye inanmış bir toplum haline büründük. 20'li yaşlar güzeldir ancak insanın tam anlamıyla kendini kanıtlamaya başlar hale bürünmesi tahmini olarak 25 - 30 arası değişebiliyor. Artık daha belirli senaryolarımız ve hayat tarzlarımız var... Sahi insanlık büyürken neleri yaşar, neleri algılar ve hangi bakış açıları onlara dayatılm

Aşk Bir Ömrün Hikayesidir XX - Sen

Ses, sadece senden gelecek sese merhabam var, sadece içimdeki sesin en değerli parçası, sözlerin gözbebeği benim için, sadece sana aydınlanıyor tüm ışıkları gözlerimin, her yerde bir parça sen varsın, aklımda, fikrimde, uyanışımda, gece yatmadan önceki dualarımda. İşte öyle derin söyledim seslerini sözcüklerin. En derin parçasın içimde, bazen cümlelerimsin, gözlerimsin, içimde kopan bir fırtına gibi, bir gün gelecek zamanları sözlerin ve sözcüklerin biliyorum, hiç kirletmedim benliğimi, hiç söylemedim öyle derin kimselere sözcükleri. Ne zaman olur bu aydınlık ve ümidim bilmiyorum, hiç eskitemiyorum cümleleri, ben aşkı eskitiyorum şarkılarla, türküler ile, şiirler ile, sözler uçuşuyor aklımın derinliklerinde bir çare arıyorum bazen, yine geliyorsun zamana, o denli bir yelkovan bir de akrep gölgesinde... Tüm cümlem, tek benliğim, tek bildiğim, tek gözyaşım, en derin duygularımın anlamı, sözcüğüm, sözlerim, şiirim, gözlerim bakar mı sonsuzluğa, bu günler geçer mi hiç bilmiyorum, hiç söyle

Önceleri Sessizlik

 Sessizlik çok şey anlatır bazen, bazen hiç nedensiz sessiz kalmak ister insan, sevgiliye uzanan bir eldir bazen sessiz kalabilmek. Hayatta hep sessiz adamlar biriktirmiştir ve anlamlanmıştır. Hep sessizliğimi koruyan biri oldum dünyada, hep sessiz kaldım, konuşmak istemediğimden değildi bu, sadece anlam veremediğiniz bir çok şey olunca sessizliği bir sığınak gibi görüyorsunuz. Sessizliğe çok şey borçlu iseniz dünyanızda çok şey düşünüyorsunuz ve çok şeyi anlamlandırmaya çalışıyorsunuzdur. Hayal gücünüz çok geniştir ve şu da olmalı fikrinin peşinde koşmaktasınızdır. Bazen insan bu halden yorulsa bile sessizlik çok şey anlatır cümleleri karşımıza çıkarır. Konuşmak elbette ki bireyin toplumsal yaşama katılabilmesi adına çok büyük bir rol oynar ancak bazı zamanlarda sessiz kalmak ve düşündüğünüzü farklı pencerelerden dile getirmekte sizlerin bakış açısını belirtir bir durumdur. Bir olguya çok çeşitli açılardan bakabilse de insanlar zaman zaman düşünmedikleri noktalar ile karşılaşabilirler

Yaşamak Denilen Şey

 Her şey bizim için, bir yaşama alışmak meselesidir bu, yaşam bir okyanus, neredeyiz ve nerede olacağımız belirli değil, her gün yeni bir şeyle karşılaşıyor insanoğlu, şekilleniyoruz, şekillendiğimiz doğru, alışıyoruz, alıştırılıyoruz... dönemler zinciri şeklinde ilerliyor dünya, dönemler geçiyor, şekilleniyoruz, birikiyoruz, biriktiriyoruz. Her gün yeni bir sabaha merhaba derken her gün yeni bir uyanışa merhaba diyoruz, haftalar birbirini kovalıyor, ömrümüzden geçiyor onca sene, alışmaya alışıyor insan orası bir başka, her şey bizlerin dünyasında gördüğü kadar saf ve temiz değil. Bazen sadece kendimize bakıp dünyayı algılamaya çalışıyoruz ancak anlayamıyoruz dünya saf ve temiz olsaydı belki kendimize bakarak algılayabilirdik olan bitenleri. İnsan doğası gereği yaşayışında bir çok olumlu ya da olumsuz şeyi geride bırakıyor, bir belirsiz süreçler festivaline çıktığımız yaşam yolu, adım adım hayata ve yaşamaya devam etmeye çalışıyoruz. Bir bilinmezlik içerisinde tekrarlayan tutumlar, dav

Aşk Bir Ömrün Hikayesidir XIX - Konuşmaya İhtiyacım Var

 Boşluktayım, hem de çok derin bir boşlukta... öyle derin ki kendimi bile hapsettiğim bir yere sığınıp şehrin tüm yerlerinin üzerinde bir yalnızlığın öyküsünü dolaştırmak istiyorum. Günler geçiyor, her bir gün öbüründen daha acıtıyor içimi, hani düşen bir yaprak gibi, biraz incinmiş ama güçlenmiş. Yarın nasıl olacak inan bilmiyorum. Sessizlik ağır geliyor, yarın ne olacağını düşünmek korkutuyor beni ve umutları... Kim bilir kaç hikaye vardır şehirde, kaç yoksunluk, kaç vazgeçilmez hikaye, kimliğini arar gibi bazen insan, kimliğini kaybetmiş bir insan gibiyim... hani yaşar ama yaşamaz gibi, hiç bir zaman anlam bulmuyor sessizlik, şiir gibiyim cümleler arasında kaybolmuş, birer birer kaybettim her şeyi, bazen ümit etmek gibisi yoktur insan için, bazen ümit edersin hiç bir şey beklemeden, hani bir şey olacak ve her şey değişecek gibi, her şey değişecek ve gideceğiz bu hikayeleri alıp yanımıza sonra bir bakıyor ki insan durduğu yerde yaşlanıyor öylece bir ağaç gibi, sadece çevresindeki anl

Teknolojik Gelişmeler ve Engelliler için Teknoloji

Resim
Bugün sizlere Japonya'da yapılan bir yürüyen merdivenden bahsedeceğim, @ShiCooks adlı twitter kullanıcısının paylaştığı bir video üzerine bu teknolojiyi görme imkanı buldum. Daha öncesinde karşılaşmadığım bu teknoloji bir engelli olarak ilgimi fazlasıyla çekti... Kendi engelim nedeniyle aktif bir biçimde sandalye kullanan bir insanım ve bu tipte engelliler için düşünülen teknolojiler hoşuma gidiyor ve daha ileriye taşımak yönünde düşünüşler geliştiriyor ve zaman zaman yazılarımda bu oluşumlara yer veriyorum. Etkin bir şekilde engellilerin hayatlarını kolaylaştırabilecek her türlü teknolojinin ileri boyutlarda kullanılması taraftarı olan biriyim. Bu yürüyen merdivenin parçaları sistematik bir düzene oturtulmuş durumda ve sanıyorum üzerine binen ağırlık neticesinde parçalar hareketlerini durduruyor ve basamaklar düz hale geliyor bu sayede üzerine bir akülü sandalye veya sandalye gelmesi durumunda etkin bir şekilde üzerindeki cismin ağırlığına göre basamaklarını ayarlıyor. Bu sistemli

Gülümse ve Öğren

 Bilirkişi nedir? Bilirkişiler neler yapmaktadır? Bir konu hakkında kendisine danışılan ve çözüm yolları bulması istenen kimsedir. Hiç kendiniz kendi hakkınızda bilirkişilik yaptınız mı? Soru karmaşık gelebilir ama şunu söyleyebilirim, hukuki dayanağı olan bu kavramı biraz özelinize hiç indirgediniz mi? Kaç kere hatalar yaptı insanoğlu ve kaç kere yanlışlar yaptı, çözüm yolu aradığınızda kendi kendinize hiç bilirkişi oldunuz mu? Bir deyim var "Hatasız kul olmaz" şeklinde, bunu gerçeğe dönüştürdüğümüzde herkesin hatalar yaptığını ve zaman zaman bunların içinde kaybolduğunu biliriz. Hatalarımız insan olmamızın en önemli getirisidir ve hata yapan insanlar öğrenirler, öğrenmeyi öğrenen insanlarda çok felsefi olacak ama öğrenirken öğrendikleri şeyleri unutmazlar ve bir daha yapma yolunu seçmezler. Seçimlerimiz hakkında detaylı bir yazı yazacağım bu hafta ve güzel bir yazı olacak ancak bu noktada vurgulamak istediğim mevzu hatalarımızın ne kadar bizler için öğretici olduğudur, Hata

19 Mayıs ve Gençliğin Duyguları - Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı

 19 Mayıs gençliğe ve beyinleri genç kalan tüm insanlara adanmış bir bayramıdır. Her insan tecrübeleri ile gençleşir ve tecrübeleri ile genç kalır, geniş bir yelpazedir yaşam döngüsü ve yaşam döngüsü bizler için hep öğrenmek ve yeni bir gelecek hayata geçirmenin yıl dönümlerine ulaşacağımız yolda başlamaktadır, Yeni bir gelecek hayata geçirmek düşüncesine şu yüzden vardığımı söyleyebilirim; yeni bir şeyler öğrenmek ve beyinsel devrimlerimizi gerçekleştirmek zorunda olduğumuzun kanıtı olarak sürekli gelişimi savunan bir yapıya sahip duygular içerisinde hareket etmekteyim, bu gelişim sürecini olgusal olarak tanımlayacak bir paydada bulunmaya çalışmaktayım. Süreklilik gösteren bir şekilde gelişim göstermeye ve inandıklarımı hayata geçirmeye devam etmekteyim işte bu düşünce ve düşünüş beni geleceği anlamaya ve geleceğe adapte olmaya teşvik etmiştir. Gelişim olarak dönemler belirleyip bilim ve ilim adına gelişebileceğimiz standartları yakalamak durumundayız. Bir gelişim hikayesine isim verm

Hayat & Eskiz Defteri

   Hayatımız eskiz defterlerinden ibaret olsaydı sayfalarına neler çizerdiniz? Ürünü ya da ortaya koyduğunuz şeyi hayata uyarlamak çabası içinde misiniz veya hayat yön bulacak ve ben ona uyacağım diyenlerden misiniz? Aslında hayat son derece belirli sayfalar içerisinde insan hikayelerini örüyor. Bir şekilde kendimizin seçimleri veya yaşadığımız tabloları seçmek bizim elimizde. Bir zorunluluk faktörü oluşuyor insan üzerinde zamanla bu kabulüm ancak hayat ikinci devrede sizlere bir şans tanıyor bunu olgunlaştırmak ve büyütmek sanıyorum bizlerin ellerinde. Dünyada her projeyi meydana getiren bir beynin unsuru olabilir ancak beynimizin ne tipte şeyler düşünüp düşünemeyeceğine bazen biz karar verebiliriz. Bugün dünya için nitelendirilmiş zamandır ve yarın belirli değildir, hep kalıplara uyan bir düzen elbette ki hayatımızda yer edecek ama sanıyorum bir şeyler yaşamak ve ortaya bir şeyler koymakta bu zamanlardan öte bizlerin ellerinde... oluşan bir zaman faktörü ve çalıştığımız iş yerlerinin

Aşk Bir Ömrün Hikayesidir XVIII - Gel

 Türkülerinle gel, şarkıları olsun gönlümde şarkıları gökyüzünün, şiir dolsun yüreğim, öyle bir gel ki sessiz kalsın cümleler, yürek gibi okyanus olsun, "Aşk Denize Vurunca" çalsın fonda, öyle bir gel ki sesin sesim olsun gözlerimde. Yüreğim olsun bir adanmışlık hikayesi, benim şarkım olmalı bu akşam gökyüzünde, bir bahar gibi söylemeliyim seni... bir bahar gibi hatırlamalıyım sözlerini hiç unutmadığım sözcüklerin gibi. Söz vurur uçurum uçurum yüreğime, sessiz olsun gökyüzü, bu gece sen gel yeniden, hiç unutulmayan bir şarkı gibi, sessizliği olsun gözlerimin, uçurum uçurum... "Akşam Güneşi" gibi gel, sözlerimin kıyısında, göreyim seni tüm güzelliğiyle, tüm zarafeti ile güneşim, gökyüzüm, uyanışlarımın nedeni, gözlerimin aynası. Hiç görmedi o gözler hayallerini, bir kere gerçek oldu sadece hayal gibi; şehrimde bir kere attı kalbi yüreğin, bir kere söyledi, dedim ya hani "Aşk Bir Ömrün Hikayesidir" yol gibi, deniz gibi, şiir gibi gelecek bir hayat hikayesind

Sayfam Hakkında

 İyi ve güncel bir şekilde sürekli adaptasyon ile yazıyorum yazılarımı. Dünya üzerinde yeni bir şeyler yapabilmenin derdinde olan birisiyim, her gün yeni bir yazı güncelliğiyle yazılarımızı yayınlıyoruz, şu an giren rakamları olarak iyi bir seviyede olduğumuz söylenebilir günlük giriş ve takip eden kişilerin birden çok yol ile bana ulaşması beni sevindiriyor. Hazır bir şekle yönlendirmeye çalıştığımız algı oturuyor ve oturacak. Detaylı bir analiz için erken olmasına rağmen bazen kendi kendimi analiz eden yorumlarda bulunuyorum. Yazılarım daha çok düşünce yazısı niteliği taşısa da bir şekilde izleyici ile buluşuyor ve süre gelen bir algı oluşmaya başladı. Klavyeyi bakmadan kullanıyor olmam biraz olsun yazdığım yazılarda bana avantaj sağlıyor. Görme bozukluğum olması sebebiyle yazdığım yazıları daha sonra okuyan biri değilim ancak güncel olabilecek noktalara değinmem ya da konu yaratım olaylarım anlık gelişiyor. Biraz olsun kendimi eleştirmem gerekirse kendi yazılarım için biraz olsun ke

İnsan Denklemi

 İhtimaller şehrinde yaşıyoruz, ihtimaller üzerinde bir hayatımız var, hiçbir şey belirli değildir. Hiçbir şey belirli bir halkanın oluşmasını sağlanıyor. Bugün ne idik ve yarın ne olacağımız belirli değil, bugün yaşam için bir teşekkür etmemiz lazım dünyaya, bizler dışında bir dünya var insanlar emekler harcıyor, çalışıyor, güzel bir yarın için hepimiz elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Psikolojik olarak rahat hissetmemizin yolu bizlerin enerjisinden geçmektedir ve psikolojik olarak tanımlar bulmaya çalışmamız gereklidir. Her birimiz aslında bir psikolojinin karakterleriyiz ve günden güne değişimlere uğruyor ya da kendimizce değişimler yaşıyoruz, hayatın olumlu akıp gitmesini bekliyor ve her türlü çabalarımız içinde yeni olgular yaratmaya başlıyoruz. Oluşumlar oluyor ve sürüp gidiyor, her bir oluşum insanın yapısını daha derin noktalarla araştırmaya aday. Hep bir çaba ve yaşama döngüsü ile çalışıyor ve olumlu tablolar inşa etmeye çalışıyoruz, insan bu yapı içinde yaşlanıyor ve bu y